Kadınların İş Hayatındaki Ortalama Çalışma Süreleri ve Varlığı

Yaşadığımız 21. yüzyılda kadınlar ‘zorlu’ çalışma koşullarının yanı sıra yalnızca ‘kadın’ olmaktan kaynaklanan birçok sorunla –hala- karşılaşmaktadır.

Kadınların iş gücüne katılım oranı, son yıllarda ülkelerde artan ve değişen işsizlik göstergeleri sebebiyle de farklılık gösteriyor.

Eğitimli kadınların iş gücüne katılma oranı daha yüksek…

Nitelikli eğitim alma imkanı bulamayan kadınlar, iş bulmakta güçlük çekmektedirler veya yarı zamanlı, düşük ücretli, sigortasız işçi olarak kötü çalışma koşullarına maruz bırakılmaktadırlar. Bu durum kadının güçlenmesinin önündeki en büyük engel olarak görülmektedir. Bu nedenle de kadınlar ve çocuklar yoksulluğa itilmektedir.

Okuma yazma bilmeyen kadın nüfus oranı erkeklerden 5 kat fazla! 

Mart 2017 TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre, Türkiye’de 2015 yılında, 25 ve daha yukarı yaşta olan ve okuma yazma bilmeyen toplam nüfus oranı %5,4 iken bu oran erkeklerde %1,8, kadınlarda %9’dur.

Çalışma hayatının karmaşası içinde pek çok sorunla iç içe yaşamak zorunda kalan kadın çalışanların evlilik, doğum ve süt izni gibi hakları bulunmaktadır. Özellikle doğum izni ile ilgili olarak pek çok engel ve sıkıntıyla karşı karşıya kalan kadın çalışanlar, temel hakları olduğu halde zaman zaman mağduriyet yaşamaktadırlar.

Cam tavan sendromunun varlığı…

Türkiye’deki profesörlerin %28,5’i, doçentlerin %32,7’si ve yardımcı doçentlerin %36’sı kadın olmasına rağmen ve halihazırdaki fakülte/yüksekokul ögrencilerinin %45’i, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin %43’ü kadın olmasına rağmen (KADER, 2013: 21) farklı kurumlarda üst pozisyonlardaki kadın oranının %10’ların çok altında kalması bir ayrımcılık olarak nitelendirilebilir.

Türkiye’de iş gücüne katılım oranı 2012 yılı Kasım ayı itibariyle, erkekler için %71,8 iken kadınlar için %30,2’dir ( TÜİK verileri – 15.02.2013). Bu oranlar, bir kariyer engeli olan cam tavan sendromu değerlendirilirken dikkate alınmalıdır.

 

Dolayısıyla ‘cinsiyet ayrımcılığı’ olarak sayılabilecek bu kariyer engeli Türkiye’de çok önemli bir orandadır ve bunu ortadan kaldıracak düzeyde her kurumun koşullarına özgü bir “kadın kotası uygulamasının” hayata geçirilmesi önerilmektedir. Bu durum kadınların kariyer engellerinden birisi olarak sayılan “erkek yöneticilerden kaynaklanan engelleri” ortadan kaldırabilecektir.

‘Evden çalışma’ ve ‘yarı zamanlı çalışma’ gibi ‘esnek çalışma’ modellerini desteklemeyen sivil toplum kuruluşları bu çalışma biçimlerini iş gücü piyasasının ‘eğretileşmesi’ olarak değerlendirmektedir. *

Örneğin, iş gücü piyasalarında kadınların işe alınmaları, terfi ettirilmeleri ve ücretlendirilmeleri erkek işçilerden farklı olarak verimlilik dışındaki faktörlerden etkilenmektedir. İş gücü piyasalarında kadınların objektif olarak değerlendirilebilen kıstasların dışında erkek işçilerden farklı değerlendirilmesi, kadınların iş gücü piyasalarında ayrımcılık ile karşı karşıya olması anlamına gelmektedir. Buna göre ayrımcılık, işçinin işiyle ilgili olmayan nitelikleri nedeniyle işveren tarafından farklı muamele görmesi şeklinde açıklanabilir (Biçerli, 2004: 238).

Kadınlar, işyerindeki dezavantajlı konumları nedeniyle terfi ve atamalarda daha az yer almaktadır; bu durum ücret eşitsizliği için bir zemin oluşturmaktadır (Gültekin, 17 Temmuz 2014).

Çalışma hayatında kadınlar erkeklere göre daha fazla kayıt dışı çalışmaktadırlar. Bu durum, kadınların geleceğe yönelik beklentilerini azaltarak iş gücüne katılımı azaltan diğer önemli bir nedendir (Önder, 2013: 48).

Kadınların iş yaşamında karşılaştıkları diğer sorunlar ise sözlü taciz, mobing(*), cinsiyet ayrımı, çağın gerisinde kalmış yöneticiler ve uygulamaları, fikir hırsızlığı, kadınların sigortasız çalışmaya/çalıştırılmaya zorlanması, erken yaşta yapılmış evlilikler nedeniyle eğitimin tamamlanamamış olması ve kadınların niteliksiz işlerde istihdam edilmesidir.

Kadınların iş yaşamı dışında da taciz, mobing(*), cinsiyet ayrımcılığı, sadece tüketen bir varlık ve evinin kadını olarak görüldüğü, hala toplumda ön yargıların kırılamadığı görüşü yapılan araştırmalarda da aktarılmıştır.

İnsan kaynakları danışmanlık firması Randstad’ın 29 ülkede tam zamanlı çalışan yüzde 50’si kadın, yüzde 50’si erkek olmak üzere toplam 88.851 kişiyle yaptığı araştırmaya göre kadınların %54’ü erkeklerle, %29’u hemcinsleri ile çalışmak istemektedir. Yüzde 17’si ise bu konuda tarafsız kalmıştır. Yine kadınların %45’i üstlerinin erkek, yüzde 25’i ise kadın olmasını istediğini beyan etmiştir.

Türkiye’den 1.473’ü erkek, 1.360’ı kadın toplamda 2.833 kişinin katıldığı başka bir araştırmanın Türkiye sonuçları da global sonuçlarla benzerlik göstermektedir. Bu araştırmada kadınların %60’ı erkeklerle, %28’i ise kadınlarla çalışmak istediğini belirtmiş, yüzde 12’si ise tarafsız kalmıştır. Hem globaldeki hem Türkiye’deki sonuçlara bakılırsa kadınlar, erkek yöneticilerle çalışmayı tercih etmektedirler. (Özçelik, 2014).**

Kadın çalışanların başka kadın çalışan ya da yöneticilerden gördükleri mobing(*) davranışları, “pembe taciz” olarak kavramlaştırılmıştır. Kadın çalışanlar kraliçe arı sendromu kapsamında, kendini kanıtlama isteği baskın olan, zirvede olmanın ayrıcalığını yaşayan, erkek gözüyle görme ve yönetme hevesi içinde olan kadın yönetici ya da çalışanlarla sorunlar yaşamışlardır. Bu şekliyle mobing’in(*), kadın yönetici ya da çalışanlar için bir tatmin aracına dönüştüğü söylenebilir (Karakuş, 2014:342).

Kaynak: OECD verileri

İşgücüne katılımın düşüklüğü ve yüksek işsizlik oranları nedeniyle Türkiye’de kadınların ortalama çalışma yaşamının erkeklere göre yaklaşık 20.8 yıl daha kısa olduğu belirlendi. ***

Türkiye, 2012 sonunda ulaştığı yüzde 29,5’luk (TÜİK’e göre) oran (OECD’ye göre % 32,3) ile hala OECD ülkeleri içinde son sırada yer alıyor. Türkiye’ye en yakın ülke yüzde 47,8 ile Meksika olurken, OECD ülkelerinin ortalaması yüzde 62,3’tür.

OECD’nin “Bir Bakışta Eğitim 2012” raporuna göre Türkiye’deki 15-29 yaş arası kadınların yüzde 52’si ne okuyor ne de çalışıyor. TÜİK 2013 yılı verilerine göre ise, 15+ iş gücüne dâhil olmayan kadınların % 58,7’si ev kadını, % 11,4’ü de öğrencilerden oluşmaktadır.

KPMG Şirketi’nin, “Kilidi Kırmak” isimli araştırmasına göre kadınlar kadar erkeklerle ilgili yargılar da toplumsal cinsiyet eşitliğini zedeliyor. Mesela erkeklerin liderliği toplumda daha kıymetli görülüyor ama araştırma liderlik özelliğinin kadınların doğasında olduğunu söylüyor.

Araştırmada ortaya çıkan ve üzerinde konuşulabilecek diğer detaylar ise:

  • Kadınlar kariyer hedeflerini daha yavaş büyütüyor. Başarıyı daha geniş tanımlayan kadınlar, kariyer geçişi konusunda karar verirken daha çok faktörü göz önüne alıyor.
  • Üst düzey pozisyonlarda kadınlar kariyerlerinde ilerleme konusunda en az erkekler kadar istekli ve çaba gösteriyor.
  • Kadınlar bilmedikleri zorluklarla karşılaşacakları pozisyonlar için aday olurken kendi becerileri ve kabiliyetleri konusunda son derece dürüst davranıyor. 
  • Kadınların liderlik davranışları ile erkeklerin liderlik davranışları büyük oranda aynı.
  • Yüksek potansiyel liderlik programları ve diğer gelişim programları hem kadın hem de erkek çalışanları destekleyen bir kurum kültürünün varlığını gösteriyor. Ancak bu tür programlar üst seviyedeki yöneticiler arasında cinsiyet dengesinin iyileştirilmesini sağlamıyor.

sozcu.com.tr/2017/ekonomi/turkiyede-kadinlarin-calisma-yasami-18-yil-

Türkiye’de erkekler 38.6 yıl, kadınlar ise ancak 17.8 yıl iş gücü içinde yer alıyor.

Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranları Avrupa’nın çok gerisinde olduğu gibi diğer ülkelerin de çok gerisindedir.

Aile yapısı araştırması, 2016 sonuçlarına göre; kadınların çalışmasını uygun bulanların oranı toplamda %84,9 olup erkeklerde bu oran %78,1, kadınlarda %91,5 oldu. İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 1.Düzey’e göre kadınların çalışmasını uygun bulanların oranları incelendiğinde, en yüksek oran %90,6 ile Ege Bölgesi’nde (İzmir, Aydın, Denizli, Muğla, Manisa, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak), en düşük oran ise %71,5 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde (Gaziantep, Adıyaman, Kilis, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) oldu.

Kadınların iş gücüne katılımında yasal açıdan herhangi bir ayrım olmamasına, aksine pozitif ayrımcılık yapılmasına rağmen, toplumun kadına yüklediği rol gereği aile yaşamındaki sorumlulukları ağırdır (Korkmaz ve Korkut, 2012: 45).

Her 10 kadından yaklaşık 4’ü yaşadığı çevrede kendini güvensiz hissettiğini belirtiyor!  

Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre; 2016 yılında yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı toplamda %26,2 iken bu oran erkeklerde %15,2, kadınlarda %37 oldu. Erkeklerin %71’i, kadınların ise %47,5’i yaşadıkları çevrede kendilerini güvende hissetti.

Kadınlar siyasi alanda erkeklere göre daha az yer alıyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki kadın milletvekili oranı 1935 yılında %4,5 iken, 81 yıl sonra bu oran %14,7’ye yükseldi. Türkiye’de bakan sayısı 2016 yılında 27 olup bunların sadece biri kadın oldu. Ülkemizde 2009 yılı yerel seçimlerinde kadın belediye başkanı oranı %0,9 iken 2014 yılı yerel seçimlerinde bu oran %2,9 oldu. Kadın muhtar oranı 2009 yılı yerel seçimlerinde %2,3 iken 2014 yılı yerel seçimlerinde bu oran %2 oldu.

Değişen ve düzenlenen yasal düzenlemelerle desteklenen kadınları çalışma yaşamında daha teşvik edici bir sistemin varlığı, hem araştırma oranlarındaki yükselmeyi ve değişimi hem de kadınların üretime ve hayat standartlarına sağlayacağı katkıyı arttıracaktır.  

Not: (*) Mobing niçin tek “b” ile: Türkçe yazım kurallarına göre yabancı dilden bir kelime uygun hale dilimizde okunduğu şekilde yazılmalıdır. “Radio” değil “radyo” örneğindeki gibi. 

Kaynak:

  1. TÜİK Verileri – İstatistiklerle Kadın, 2016 – Kaynak Erişim Tarihi: 23.09.2017
  2. Çalışma Hayatında Kadınlar Ve Karşılaştıkları Sorunlar: Bir İşverene Bağlı Olarak Çalışan Emekçi Kadınlara İlişkin Bir Araştırma – Müşerref Küçük – Ekonomi Bilimleri Dergisi Cilt 7, No 1, 2015 – Kaynak Erişim Tarihi: 23.09.2017
  3. * http://betam.bahcesehir.edu.tr/Türkiye’de lise ve üniversite mezunu kadınların işgücüne katılım kararlarının incelenmesi – Nisan 2015 – Kaynak Erişim Tarihi: 23.09.2017
  4. Türkiye’de Cam Tavan Sendromunun Varlıgı Üzerine Bir Araştırma – Organizasyon ve Yönetim Bilimleri Dergisi – 2014 – Kaynak Erişim Tarihi: 23.09.2017
  5. ** İş Yaşamında Kadınların Kadınlara Yaptığı Mobbing Üzerine Bir Araştırma, İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi Cilt: 4, Sayı: 4, 2015 Sayfa: 860-876 – Kaynak Erişim Tarihi: 04.03.2018
  6. *** http://www.sozcu.com.tr/2017/ekonomi/turkiyede-kadinlarin-calisma-yasami-18-yil-2031979/ – Kaynak Erişim Tarihi: 04.03.2018
  7. https://www.cnnturk.com/yasam/is-hayatindaki-kadin-ile-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar – Kaynak Erişim Tarihi: 04.03.2018
  8. https://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/news/is-hayatinda-kadin/1854 – Kaynak Erişim Tarihi: 04.03.2018

Bir Cevap Yazın